
...bir sonraki günün aktivitesi çöl safarisi, ben daha önce yapmış olmanın verdiği engin tecrübelerimle "olm şöyle olm böyle şöyle uçuyoz böyle konuyoz" diye ballandıra ballandıra anlatıyorum jumeirah beach hotel'in önünde jipimizin gelip bizi almasını beklerken..Fazla beklemeden şöförümüz gelip buluyor bizi, kılçık bir herif olduğu ilk andan kendini hafifçe belli ediyor, yola çıktıktan onbeş dakika sonra patlattığı "konaklama yerinde deve eti var ama tavsiye etmem çünkü sabah hörgüçlerle uyanabilirsiniz" esprisiyle hepimizin nefretini kazanıyor kolayca...Yine de tadımız kaçmıyor çünkü hava güzel, Al Ain yolunda manzara güzel...Dubai'nin kulelerinden uzaklaşırken çöl yavaşça sarıyor çevremizi ve bir anda kendimizi sarı kumlar üzerinde ilerlerken buluyoruz...






İlk durakta jipten inip kum tepesinin üzerine çıkar çıkmaz Levo -tıpkı benim ilk gelişimde aynı yerde, aynı şekilde yaptığım gibi - kollarını iki yana açıyor, rüzgara karşı diz çöküyor ve "Allah'ııım Köğğrrrr Eğğğğttt Beğğğğğniii" diye bağırmaya başlıyor...
Birkaç "Çölde Türk usulü sigara nasıl söndürülür" çalışmasından sonra oturup manzaranın tadını çıkarmak geliyor aklımıza...Çöl kaç kere gelirsen gel hep çok etkileyici ve tehditkar birşey!



Sonrası klasik...develer, tatooine kompleksi, dansöz -bu sefer arabik bir dansöz vardı en azından-, sohbet muhabbet, bizimle aynı jipte olan fransız karı kocaya politik iğnelemeler falan felan...
Akşamında adını bi türlü düzgün yazamadığım Boduar? Bodoir? Budoir? adlı mekana gidiş, ramazan sonrası milletin çıldırmasına şaşırış, çıkışta yemek yemeye gittiğimiz mekanda Levo'nun filipinli kasiyerin ramazanını kutlaması...Evimin ilk defa böyle cıvıl cıvıl olması ve bunun bana verdiği huzurla o sıkışıklıkta güzel güzel uyuyup sabahın köründe zinde bir şekilde uyanmalarım...
...derken Sinan'la Baran gider, iyi ki hepsi bir anda gitmediler derim içimden, Levo'cuğumla akşam sırasıyla Rockbottom'da canlı müzik coşkusu, (Bu mekanı da burada kime söylesem burun kıvırıyo, çok seviyorum lan!) üzeri Double Decker'da guinessler...(ben soda tabi)
Son gece benim klasik ekiple Madinat Jumeirah'da Bar Zar'a gittik, New York'da yaşayan bir Türk hatun grubu vardı yakınımızda, fazla bi eğleniyolardı, hiç bulaşmadık...Oradan çıkıp adını duymuşluğum olan ama hiç gitmediğim Jambase'e gittik...Jambase'de ortam muhteşem, ayılana Salsa bayılana shisha tadında biryer...Zenci bir kadın bas bas latin şarkılar söylüyor...Oradan çıkış ve Levo'yu havaalanına bırakış...
Hüzünlü bir veda ve eve dönerken arabada çalan "Runaground"...
"You don't know what you've got
Until you've lost it all
Might I suggest you find
A softer place to fall
You take for granted
All the riches of your world
You may have oysters
But you'll never find a pearl..."